İstanbul’da birkaç gün geçirdikten sonra şehirden çıkmak, kaybedilen bir gün değil; tam tersine dönüşte İstanbul’u başka gözle görmenizi sağlıyor. Aşağıdaki dört yer sabah çıkıp akşam dönebileceğiniz mesafede.

Adalar
Marmara Denizi’ndeki adalara araba girmiyor. Büyükada’da ahşap köşkler, çam kokusu ve faytonun yerini alan elektrikli araçlar var; Heybeliada ise daha sakin, daha az kalabalık.
Vapur Eminönü’den kalkıyor. Otelimizden iskeleye yürümek on dakika sürüyor, yani güne trafiğe girmeden başlıyorsunuz. Adada bisiklet kiralayıp sahilde balık yemek bir günü rahatça dolduruyor.
Bursa
Osmanlı’nın ilk başkenti, İstanbul’a yaklaşık iki saat. Ulu Cami, Yeşil Türbe ve Koza Han bir arada geziliyor; İskender kebabı da çıktığı şehirde yemek ayrı bir şey.
Kışın Uludağ, yaz aylarında ise kaplıcalar devreye giriyor. Yani Bursa mevsime göre değişen ama her mevsim işe yarayan bir seçenek.
Şile ve Ağva
Karadeniz kıyısındaki bu iki kasaba, denizi ve sakinliği bir arada arayanlar için. Şile feneriyle ve geniş kumsalıyla biliniyor; Ağva ise iki nehir arasında kalan konumuyla tekne turuna ve doğa yürüyüşüne uygun.
İkisi de turistik olmaktan çok yerel yerler; hafta içi gidildiğinde neredeyse boş oluyor.
Polonezköy
Şehre en yakın seçenek. Ormanın içinde, kahvaltısıyla ve yürüyüş parkurlarıyla bilinen küçük bir köy. Yarım gün bile yeterli oluyor; İstanbul’dan çıkmadan doğaya çıkmak isteyenler için pratik bir çözüm.
Ama zamanlamaya dikkat
Günübirlik geziyi ilk günlere koymamanızı öneriyoruz. Şehri biraz tanıdıktan sonra çıkmak daha anlamlı oluyor; ilk günlerde çıkarsanız İstanbul’a geç başlamış olursunuz.
Dönüşte otelimizin çevresinde neler olduğunu Keşfet sayfamızda, oda seçeneklerini odalarımız bölümünde bulabilirsiniz.