Aşk-ı Sultania
Sultania zarifçe dans ediyor, altın işlemeli uzun elbisesi her adımda
sallanıyor. Kafesten süzülen güneş ışığı yüzüne canlılık katıyor, uzun
kirpikleri ve yontulmuş hatlarıyla kalbi daha da sevindiriyor. Bütün gözler
onun üzerindedir, herkes aşıktır. O ilkbahar gibidir, esnek vücudu bir esinti
gibi, pürüzsüz teni hanımeli gibi, saçları mücevherlerle dolu bir hazine
sandığı gibi parıldıyor... Bu eve hayat veriyor. Tek bir jestle zamanı
durduruyor. Basit bir gülümsemesiyle binlerce insanda mutlu hayaller uyandırıyor.
Keşke herkes onu görebilse. Bu sarhoş edici iksiri tadan herkes büyülenir.
İlkbaharlar yaza, kışlar ilkbahara dönüşür. Aşk bahçesinde zevkler hiç
bitmez. Sultania... Sultania... O kalbe saplanan bir oktur. Karşılıksız
özlem. Hatta acı keder ve acı verici iç çekişler. Sonsuz aşk böyledir, ruhta
her gün güneş gibi doğar ve neşeyle kokan gizli bir dünyayı ortaya çıkarır. O
en nadide şaraplar gibidir, öylesine muhteşem bir tat ve aromaya sahiptir ki,
onsuz bir hayat katlanılmaz hale gelir... Sultania zarifçe dans ediyor,
parfümleri, parlaklığı, saçlarındaki ışıltılar kalbimde kontrol edilemez bir
arzu gibi yanıyor.