Rezervasyon

GİRİŞ TARİHİ
ÇIKIŞ TARİHİ
YETİŞKİN
2
ÇOCUK
0
PROMO KOD

Hotel Sultania'da sadık misafirlerimizi ödüllendirmeyi seviyoruz. Web sitemiz üzerinden doğrudan rezervasyon yaparak başka hiçbir yerde bulunmayan ayrıcalıklardan yararlanabilirsiniz.

  • En İyi Fiyat Garantisi
  • Rezervasyon ücreti yok
  • Otele gelinceye kadar ödeme gerekmez
  • Tam esneklik
  • Ücretsiz Wi-Fi
REZERVASYON

Masa Rezervasyonu









    Masaj Rezervasyonu








      Özel Teklif

      Talep Gönder








        by YASMAK HOTEL COLLECTION

        Floor2

        Dilaşub Sultan

        1641 yaz ortasındaki sıcak hava dalgası hafızalardaki tüm sıcaklardan daha yoğundu. Haftalar boyunca güneş gökyüzünden öfkeli alev dalgaları halinde aşağı dökülerek İstanbul'u kavurucu bir fırına dönüştürmüştü. Serinletici bir esinti için çaresiz kalan vatandaşlar, yapraklı dallarını tüm meydanlara yaymış...

        Arkasındaki Hikaye

        Dilaşub Sultan

        1641 yaz ortasındaki sıcak hava dalgası hafızalardaki tüm sıcaklardan
        daha yoğundu. Haftalar boyunca güneş gökyüzünden öfkeli alev dalgaları
        halinde aşağı dökülerek İstanbul'u kavurucu bir fırına dönüştürmüştü.
        Serinletici bir esinti için çaresiz kalan vatandaşlar, yapraklı dallarını tüm
        meydanlara yaymış asırlık çınarların gölgesine sığınıyorlar. Haremde çalınan
        tambur ve neylerin müziğini dinliyorlar. Melodi, Gazi Giray Han'ın
        bestelediği neşeli ve şehvetli bir prelüd olan “Mahur”dur. Boğucu sıcağa rağmen
        ruhları heyecanlandırıyor ve iştahları kabartıyor. Dilâşub Sultan Kırım
        asıllıdır. Bacaklarını kavuşturmuş ve bol kollu beyaz gömleğinin eteğinin
        altına sıkıştırmıştır. Ellerinden birini asil bir jestle dizinin üzerinde
        tutar. Serinlemek için çiçek baskılı elbisesinin düğmelerini dekoltesine
        kadar açmıştır. Kırmızı zemin üzerine sarı baskılı kaftanı omzunda hafifçe
        durmaktadır. Mor tacındaki elmaslar güneş ışınlarını yansıttıkça göz
        kamaştırıyor. Sultana eşlik eden cariye, süslü bir yelpazeyle ona ancak bir
        miktar rahatlık sunabiliyor. Dilâşub'un zümrüt yeşili gözleri, sedef kakmalı
        sehpaya bıraktığı mektuba bir kez daha ilişiyor. Mesajını şimdiden sayısız
        kez okumuştur ama yine de içini neşeyle doldurmakta, yüzünü memnuniyetle
        aydınlatmakta, sıcağı tamamen katlanılabilir kılmaktadır. Mektup kocası, tüm
        Osmanlıların hükümdarı Sultan İbrahim'dendir. “Benim güzel Dilâşub'um! Ben
        senin kölen, en sadık hizmetkârınım. Aşkımın sınırı yok. Bedenimi, ruhumu ve
        kalbimi sana teslim ediyorum. Senin merhametine kaldım. Sensiz ölecekmişim
        gibi hissediyorum. Duam odur ki bu gece bana gelesin. Beni sevmen ve benim
        olman için. Senin için çaresizim.” Dilâşub, İbrahim'in kalbinde öyle büyük
        bir tutku uyandırmıştır ki, onun tek mutluluğu ona sarılmak ve onun tarafından
        kucaklanmaktır.

        +90 212 528 08 06 [email protected] WhatsApp