Rezervasyon

GİRİŞ TARİHİ
ÇIKIŞ TARİHİ
YETİŞKİN
2
ÇOCUK
0
PROMO KOD

Hotel Sultania'da sadık misafirlerimizi ödüllendirmeyi seviyoruz. Web sitemiz üzerinden doğrudan rezervasyon yaparak başka hiçbir yerde bulunmayan ayrıcalıklardan yararlanabilirsiniz.

  • En İyi Fiyat Garantisi
  • Rezervasyon ücreti yok
  • Otele gelinceye kadar ödeme gerekmez
  • Tam esneklik
  • Ücretsiz Wi-Fi
REZERVASYON

Masa Rezervasyonu









    Masaj Rezervasyonu








      Özel Teklif

      Talep Gönder








        by YASMAK HOTEL COLLECTION

        Floor2

        Handan Sultan

        1604 yılı yazıdır. Tam öğle vakti. Güneş tam tepededir ve kraliyet şehrini kasıp kavurmaktadır. Hiçbir hareket ve gölge yoktur. Saray bahçesindeki uzun karaağaçların yaprakları bile tamamen hareketsizdir. Tüm İstanbul kavurucu sıcakta askıya alınmış bir şekilde uyuklamaktadır. Beş çifte...

        Arkasındaki Hikaye

        Handan Sultan

        1604 yılı yazıdır. Tam öğle vakti. Güneş tam tepededir ve kraliyet
        şehrini kasıp kavurmaktadır. Hiçbir hareket ve gölge yoktur. Saray
        bahçesindeki uzun karaağaçların yaprakları bile tamamen hareketsizdir. Tüm
        İstanbul kavurucu sıcakta askıya alınmış bir şekilde uyuklamaktadır. Beş
        çifte direkli saltanat kayığı Üsküdar'dan yola çıkmış ve Sarayburnu'ndaki
        saray rıhtımına yaklaşmaktadır. Kayıkta, çağının en saygıdeğer mistiği ve
        filozofu, genç ve çalışkan Sultan Ahmed'in gözdesi Aziz Mahmud Hüdâyî
        bulunmaktadır. Padişah onu İmparatorluğun selameti için abdest aldırmak üzere
        saraya çağırtmıştır. Altın bir su ibriği ve gümüş bir lavabo hazırlanmıştır.
        Padişah, bilge misafirine saygıyla ibriğe uzanır ve yaşlı adamın ellerine su
        döker. Padişahın annesi, hala genç olan Handan Sultan, gece mavisi uzun bir
        elbise giymiş, yeşim ve turkuaz işlemeli bir paravanın arkasında durmaktadır.
        Badem şeklinde gözleri ve süt gibi teniyle bu Çerkes güzeli, üzerinde sadece
        tek bir mücevher, paha biçilmez elmaslarla ince ince işlenmiş kraliyet arması
        taşımaktadır. Tören havlusunu Aziz Mahmud Hüdâyî'ye uzatırken şöyle der: “En
        büyük arzum sizin mucizelerinizden birine tanık olmaktır, ey büyük usta.” O
        da Handan'a gülümser ve utangaç bir şekilde gözlerinin içine bakar. Alçakgönüllülükle
        konuşur: “Majesteleri, beni değerimin çok ötesinde onurlandırıyorsunuz! Bu
        anı nasıl daha iyi hale getirebilirim ki? Tüm Osmanlıların Sultanı ellerime
        su döküyor ve Valide Sultan havlumu hazırlıyor. Bu en çılgın hayallerimin
        bile ötesinde bir mucize!” Handan Sultan utangaçça gülümseyerek oğlu Sultan
        ile şefkatli bakışlar paylaşıyor. Aziz Mahmud Hüdâyî, Üsküdar'da güzel bir
        tepede, Boğaziçi'nin sürekli yenilenen sularını ötelerden seyrederek huzur
        içinde yatmaktadır. Tüm insanlık onun sınırsız şefkatinin ebedi
        kucaklamasıyla aydınlanmaktadır.

        +90 212 528 08 06 [email protected] WhatsApp